GALERİ
Taksim Meydanı! Ah Yüreğim!

CUMHURİYET: Zeynep Oral köşe yazısında geçmişimize geleceğimize tesir edecek Taksim projesini yazdı.

 Bakmayın başlık kısa olsun diye böyle dediğime, söylemek istediğim, ah yüreğim, ah belleğim, ah ruhum, ah aklım, ah geçmişim, ah geleceğim!

Taksim Meydanı benim sevincim, coşkum. Çocukluğumun milli bayramları, törenleri, dalgalanan bayrakları, Atatürk heykeline çelenkleri, rengarenk ışıkları Taksim Meydanı gençliğimin isyanı, direnişleri, dayanışmaları, hak arayışları: On binlerin omuz omuza söylediği türküler, Kerem Gibiler, 1 MayıslarTaksim Meydanı, aşklar ve ölümler Buluşmalar ve sonsuz ayrılıklar Umutlar ve hasretler

Başbakan istedi diye

Taksim Meydanının kesinlikle ele alınması, otobüs garajı durumundan çıkarılması gerekiyordu. Buna kimsenin karşı çıktığı yok!

Ancak bir kentin en önemli alanı salt Başbakan istedi ya da buyurdu diye, yangından mal kaçırılır gibi değiştirilmez

Bu değişim, İstanbul halkının düşüncesi, görüşü alınmadan, sivil toplum kuruluşlarına, ilgili meslek kuruluşlarına danışmadan gerçekleştirilemez. Bu değişim, uzmanlık alanı doğayı, kentsel yerleşimi, kültür birikimini korumak olan örgütlerle tartışmadan, kamuoyuyla paylaşmadan yapılamaz.

Günlerdir Taksim alanıyla ilgili haberleri okuyoruz. Taksim Meydanı Yayalaştırma tasarısının ayrıntılarını öğrendikçe; Sütlüce, Haliç gibi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu - Lütfü Kırdar arasındaki meydan gibi ölüme mahkûm edileceği korkusu içime yerleşti.

İşkence sürecek

Tamam, Taksim’in kapatılacağı önceden belirlenmiş, millet bilgilendirilmişti. Ancak bir haftadır yaşanan işkence, ön hazırlık yapılmamış olduğunu da ortaya koydu! Şimdi “bu işkence şunca gün sürecek sonra bitecek” demenin hiçbir âlemi yok! Kimse yemez, yemiyor! Çünkü artık söylenenlere i-nan-mı-yo-ruz! Bugün söylediğinin tam tersini yarın söyleyebilen yetkililer var karşımızda!

Bugüne dek binlerce dilekçeye karşın; otellerin, esnafın, ev sakinlerinin suç duyurularına ve yürütmeyi durdurma kararlarına karşın, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun araya girmesine karşın, barikatların şimdiden kırılmasına karşın; hâlâ bir yılda biteceğine inanmak gerçekten gülünç!

Topcu Kışlası’nı yeniden yapmak… İçine yok buz pisti, yok panayır çadırları yerleştirmek… Kışla da olsun, cami de olsun, AVM de demek… Tanrım bu ne ilkellik! Nedir meydanı bunca küçültme telaşı!

Tamam, araç trafiği yer altına alınsa bile, bence Taksim Meydanı’nın ihtiyacı olan tek şey var: Ağaç, ağaç, ağaç! Bu kente ağaç gerek! Bize ağaç gerek! Yeşil alan gerek! Soluk alıp verebilmek için hava gerek!

Kenti beton çelik bloklarla, kulelerle sarıp sarmaladınız! Nefes alacak tek yer bırakmadınız! Kıymayın Taksim Gezisi’nin ağaçlarına! Bunu da inada ve ayırımcılık kavgasına dönüştürmeyin! Buradan da rant elde etmeyiverin!

 

11 Kasım 2012 - Cumhuriyet



 
Taksimplatform.org © 2012. Tüm hakları saklıdır. powered by sinapsiletisim